2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi

2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi Yıl:2017  Sayı: 2  Alan: Kongre

Saliha YURTÇİÇEK, Nezihe BEJİ, Meltem MECDİ KAYDIRAK
DOĞUM SONU DUYGUSAL BOZUKLUKLAR
 
Kadınlar erkeklere kıyasla iki kat daha fazla duy¬gudurum bozuklukları yaşar. Çocuk doğurma yaş¬larında bu hastalıkların insidansı en yüksek seviyeye ula¬şır. Doğum sonrası dönem kadının psikiyatrik has¬talıklara en fazla yakalanma riski taşıdığı dönemdir. Özellikle lohusalığın ilk bir haftası, fizyolojik ve psikolojik yönden bir geçiş dönemidir. Sistemlerdeki hızlı değişimler ve hormonlarını ani değişiminin yanı sıra annenin içinde bulunduğu fiziksel problemler, bebek ve ebeveynin yeni dönemdeki değişimlere uyum sağlayamaması bir takım ruhsal sorunlara yol açabilmektedir. Postpartum duygu durum bozuklukları, nispeten iyi özellikteki postpartum hüzünden psikiyatrik bir acil durum olan postpartum psikoza kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Son yıllarda, psikiyatrik uygulamalarda tanı kriterlerinin özgün şekilde geliştirilmeleri, dünya da yapılan çalışmalarda mizaç bozukluklarının kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha sık görülmesi ve başlangıç pikinin doğurganlık yıllarına denk geldiğinin gösterilmesi, uluslararası sağlık gündeminde kadınla ilgili konuların öne çıkarak önem kazanmaları ile postpartum psikiyatrik tabloya gösterilen ilgi giderek artmaktadır. Peripartum dönemde kadınların %80’inden fazlasında mizaç dalgalanmaları görülebilmektedir. Çalışmalar primiparların bebek bakım becerilerinin multiparlardan daha az olduğunu ve primiparların daha fazla korku yaşadıklarını göstermektedir. Zorlukların yanında, birçok kadın, "lohusalık hüznü" (baby blues) , anksiyete ve depresyon gibi psikolojik değişiklikleri içeren geçici durumlar yaşar. Hastaları Önleme ve Kontrol Merkezi’nin (CDC) yaptığı incelemeye göre kadınlar %8-%19 oranında sık postpartum depresyon semptomlarını yaşadığını belirtmiştir. Bir sistematik derlemede özellikle yüksek gelirli ülkelerde major depresif bozuklukların prevelansı gebelik boyunca %3.1 - %4.9 ve postpartum ilk 3 ay içinde %4 - %7 olarak belirtilmiştir. Anteatal ve postnatal depresyon prevelansı düşük ve orta gelirli ülkelerde yüksek gelirli ülkelere göre daha yüksektir. Bebek sağlığı ve refahını arttırmak için program ve araştırmalar sağlayan bir Kuzey Amerikan organizasyonu, kadınların postpartum dönemde en az bir kez depresyon, post-travmatik stres bozukluğu açısından taranmasını ve semptomları olanların değerlendirilmesini ve tedavi edilmesini önerir. Doğum sonu dönemde; ağlama hali, irritabilite, hafıza bozuklukları, konsantrasyon eksikliği, çaresizlik hissi, konfuzyon, bebeğe karsı ilgi eksikliği, üzgünlük hali, anksiyete, eşe karsı düşmanca tutumlar, yorgunluk, huzursuzluk ve gerginlik, depresyon üzüntü, ilgi ya da istek kaybı, suçlu hissetme ya da düşük öz-değer, bozulmuş uyku ya da iştah, yorgunluk hissi ve düşük konsantrasyon, obsesif kompulsif bozukluk, panik, hezeyanlar, halüsinasyonlar ve annede kendisine ya da bebeğine zarar verme düşünceleri gibi duygusal bozukluk belirtileri görülebilir. Eğitim, sosyal destek, çevresel değişiklikler, hospitalizasyon, psikoterapi, antipsikotikler, elektrokonvülzif terapi gibi yöntemler tedavide kullanılabilmektedir.Gelişmiş ülkelerde kadınların %97’si prenatal bakım hizmetlerinden yararlanırken, ülkemizde bu oran %67.5’tir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünyada kadınların sadece %35’inin postpartum bakım hizmetlerinden yararlandığını belirtmektedir. Postpartum bakım hizmetleri içinde daha çok anne ve bebek ölümleri ile ilgili hastalık nedenleri ve bunların kontrol altına alınmasına öncelik verilmektedir. Türkiye’de doğum yapan anneler genellikle 24 saat sonra hastaneden taburcu edilmektedir. İlk 24 saatte acil olarak gelişebilecek bazı komplikasyonları önlemek için bu süre yeterli olarak görülebilir. Ancak doğum sonu dönemde annenin yeni durumuna uyum sağlamasına destek için bu süre yetersizdir. Doğumdan sonraki ilk günde, sağlık personeli ile yoğun etkileşim içinde olan annenin postpartum döneme uyum yapabilmesinde ailenin yanı sıra, sağlık çalışanlarından, özellikle hemşirelerden aldığı bakımın önemi büyüktür. Perinatoloji hemşirelerinin erken müdahaleleri başlatabilmek ve psikiyatrik ya da mental sağlık profesyonellerine sevki gerçekleştirebilmek için postpartum dönemde psikolojik ya da anksiyete bozukluklarını önceden belirleyip tanımlamayabilmesi gerekir. Amaç: Bu çalışma kadınlarda doğum sonu duygusal bozuklukları incelenmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kapsam: Yapılan bu çalışmada postpartum dönemde görülen duygusal bozukluklar ve bu bozuklulların sıklık, belirti, tedavi ve hemşirelik yaklaşımı gibi kapsamaktadır. Sınırlılıklar: Çalışma, son otuz yıl içinde konu ile ilgili uygun görülen kaynaklarla sınırlandırılmıştır. Yöntem: Bu çalışma literatür taranarak derleme şeklinde hazırlanmıştır. Etik kurul ve kurum izni gerektirmemektedir. Etik kurul izni alınmamıştır. Bulgular: Bu çalışma literatür taranarak derleme şeklinde hazırlanmıştır. Etik kurul ve kurum izni gerektirmemektedir. Sonuç: Çoğu kadın postpartum depresyonu anne ya da bir kadın olarak ve sosyal açıdan kabul edilebilir bulmadığı için ailelerinden ve çevrelerinden saklarlar. Bu hastalığın tedavi edilmesi çok önemlidir çünkü bu durum intihar gibi vahim sonuçlar verebilir. En azından bir sağlık uzmanına danışılması bilgilendirme ve eğitim ile gerekli desteğin ya da tedavinin alınmasında büyük fayda vardır.

Anahtar Kelimeler: Postpartum, Hüzün, Depresyon, Anksiyete


 


Keywords: