2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi

2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi Yıl:2017  Sayı: 2  Alan: Kongre

Hülya ÇAKIR, Hatice BAŞ
TOPLUMSAL CİNSİYET AYRIMCILIĞININ KADINLARDA YARATTIĞI PSİKOLOJİK ŞİDDET VE ÜREME SAĞLIĞINA ETKİSİNE TEORİK BAKIŞ
 
Kişilerin kadın ya da erkek olarak gösterdiği genetik, fizyolojik ve biyolojik özellikler “cinsiyet” olarak tanımlanmaktadır. Bu özelliklerin yanı sıra toplum içerisinde kadın ve erkeğe yüklenen roller ise “Toplumsal Cinsiyet” kavramının oluşmasına neden olmuştur (Vefikuluçay vd., 2007: 35). Toplumsal cinsiyet kavramı sosyo-psikolojik ve kültürel olanı vurgulamak ve biyolojik olandan ayırmak için kullanılmaktadır (Başak, 2010: 29). Toplumsal cinsiyet hiyerarşisi; kadın ve erkeğin toplumsal hiyerarşideki farklı konumlarını yansıtan, toplumsal değer atfedilmiş kaynaklar, güç, prestij ve kişisel özgürlük gibi ödüllerin eşitsiz dağılımını anlatmak için kullanılan bir kavrama karşılık gelmektedir (Kottak, 2008:443). Cinsiyet ayrımcılığı, daha çok iş ve eğitim gibi alanlarda ortaya çıkmaktadır. Kızların daha az okutulmaları veya belli okullara sadece erkeklerin ya da sadece kızların alınması bu ayrımcılığın örneklerindendir (Yaşın-Dökmen, 2009:118). Kadınların yaşadığı ayrımcılığın en belirgin göstergelerinden biri olan şiddet bireyler arası kültürel, ekonomik ve sosyal değişimler göstermekle birlikte, genellikle toplumsal kuralları belirleyen erkek egemen ideolojinin de etkisiyle, erkeğin kadın üzerinde hakimiyet sağlamak amacıyla kadına uyguladığı çeşitli şiddet davranışları şeklinde karşımıza çıkmakta, bir otoriteyi kanıtlama ve egemenlik ilişkisinin sürdürülme aracı olarak kullanılmaktadır (Aksakal ve Atasayar, 2011:2). Kadınlar ilişkilerinde flörtlerinden, evliliklerinde eşlerinden, iş hayatında yöneticilerinden vb. çeşitli şekilde şiddete maruz kalabilmektedir. Toplumsal hayatta, aile içinde ve iş yerinde kadınların fiziksel şiddet, cinsel taciz vb. olumsuzluklarla karşılaşmaları aslında şiddetin türü ne olursa olsun psikolojik şiddete de maruz bırakmaktadır. Psikolojik şiddet, fiziksel şiddet gibi somut izler bırakmadığı için kanıtlanması oldukça güçtür. Kadına yönelik şiddetin kadın morbiditesini ve mortalitesini etkileyen önemli sorunlara yol açtığı bilinmektedir. Kadınların çeşitli şekillerde maruz kaldıkları şiddet sonucu olumsuz yönde etkilenen vücut yapılarının başında üreme sistemleri gelmektedir (PAHO, 2003). Maruz kalınan koşullar bireylerde stres düzeyinin artmasına yol açmakta ve vücudun strese karşı verdiği cevabın sonucunda çok fazla serbest radikal olarak adlandırılan maddeler üretilmektedir. Meydana gelen serbest radikaller, enzim aktivitesini ve yapısal proteinlerin fonksiyonunu engelleyerek organizmada protein hasarına sebebiyet verebilmektedir. Vücutta işlev gören hormonların büyük bir kısmının lipit ve protein yapıda olduğu göz önünde bulundurulursa oluşan serbest radikallerin hormonlar üzerindeki etkisi daha iyi anlaşılabilir. Hormon seviyelerindeki değişikler de diğer organ sistemleri gibi direkt olarak üreme sistemi üzerinde olumsuz etkilere sahiptir (Guyton ve Hall, 2007). Amaç: Bu çalışmada doğrudan gözlemlenemeyen ve etkilerinin ortaya çıkması çok daha uzun süre gerektiren ve kadınların önemli sağlık sorunları yaşamasına sebebiyet veren psikolojik şiddete maruz kalmalarının üreme sağlıklarında yarattığı olumsuz etkiler üzerinde durmak amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışma literatür çalışması olduğu için kurum veya etik kurul izni alınması gerekmemiştir. Literatür çalışması sonucunda elde edilen bilgiler ve konu ile ilgili daha önce yapılmış bazı araştırma verilerinden yararlanılarak konu başlığı teorik çerçevede değerlendirilmiştir. Kapsam: Ataerkil toplum yapısından kaynaklanan asimetrik güç ilişkisi dolayısıyla şiddete en çok kadınların maruz kalması ve “şiddet mağduru” olması sebebiyle çalışmanın kapsamı kadınlarla sınırlı tutulmuştur. Sonuç: Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı dolayısıyla toplumda kadınların sağlıklı yaşama, ihmal ve istismardan korunma, eğitim ve üretime katılma yani çalışma hakkı başta olmak üzere temel insani hakları dahi ihlal edilebilmektedir. Kadınların eğitim hakkının ihlal edilmesi; erkeklere göre eğitim düzeylerinin daha düşük olmasına dolayısıyla profesyonel ve teknik eğitimden de yoksun kalmasına neden olmakta ve çalışma hayatında yer almalarının önünde engel teşkil etmektedir. Ayrıca iş yaşamına girmeye çalışan kadınların, çoğu hukuki yaptırımlardan uzak, aile veya eşin karşı çıkması, işe alınmada cinsiyet ayrımcılığı ve iş yerinde cinsel taciz vb. konuları da içeren pek çok engelle karşılaşabilmektedir. Şiddet kadınların hayatına korku ve güvensizliği sokmakta, temel hak ve özgürlüklerini kullanmalarını engellemektedir. Kadına yönelik şiddet sadece kadına fiziksel ve ruhsal anlamda zarar vermekle de kalmayıp aynı zamanda sosyal açıdan kendilerini geliştirmelerini engellemesi dolayısıyla da kadınlara ve topluma zarar veren önemli bir sosyal problemdir. Şiddetin her türlüsü yarattıkları olumsuzluklarla bireylerin yanı sıra toplumun sağlığını da olumsuz etkilemektedir. Kadına ve erkeğe, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları ve şiddet konusunda bilinçlendirici eğitimlerin aktif olarak verilmesi, bu eğitimlere katılımlarının sağlanması öncelikli hedef olarak belirlenmelidir. Ayrıca kadına yönelik şiddete dikkat çekici kampanyaların etkin ve sonuç verecek şekilde sürdürülmesi, kadının şiddet sonrasında kurumlara başvurmasının daha kolay hale getirilmesi, kurumların yüksek güvenlikli alanlar haline getirilerek kadınların can güvenliklerinin sağlanmasıyla kadının korunması ve şiddet uygulayana caydırıcı önlemler alınması gerekmektedir.

Anahtar Kelimeler: Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği, Psikolojik Şiddet, Kadın Üreme Sağlığı


 


Keywords: