2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi

2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi Yıl:2017  Sayı: 2  Alan: Kongre

Semra KOCATAŞ, Nuriye ERBAŞ
İNFERTİL KADINLARIN YAŞADIKLARI PSİKOSOSYAL SORUNLAR VE İNFERTİLİTEDEN ETKİLENME DURUMLARI
 
İnfertilite, bireyde çeşitli psikolojik ve sosyal etkilenimlere yol açan ciddi bir stres faktörü ve yaşam krizi olarak ifade edilmektedir. Çocuk sahibi olamama her iki cinsi duygusal olarak etkilese de kadınların daha fazla stres ve baskı hissettikleri, anksiyete ve depresyon oranlarının daha yüksek olduğu bilinmektedir. Toplumumuzda, birçok bölgede çocuğun olmamasının kadına ait bir sorun olduğuna, çocuğun cinsiyetinin bile kadına bağlı olduğuna inanılmaktadır. Üremedeki yetersizlik sıklıkla sosyal bir damgalanma (etkilenme, stigma, küçük düşme) yaratır ve utanç verici bir durum olarak algılanır. İnfertilite, özellikle kadını biyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan olumsuz etkileyen çok boyutlu bir sağlık sorunudur. İnfertilite ile kadının etkin baş edebilmesi ve tedavi sürecinin başarılı olmasında sağlık bakımının temel insan gücünü oluşturan hemşirelerin rolü büyüktür. Özellikle infertilite ünitesinde çalışan hemşirelerin; “infertilite” tanısı almanın kadınlar üzerindeki psikososyal etkilerini ve damgalanma durumlarını dikkate alarak bakım vermeleri, etkili bir destek ve danışmanlığın da temelini oluşturacaktır. Amaç: Bu araştırma; infertil kadınların yaşadıkları psikososyal sorunları ve infertiliteden etkilenme durumlarını belirlemek amacı ile planlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve niteliksel olarak yapılandırılan araştırmanın evrenini; Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesinin Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezi’ne 15.11.2016-15.05.2017 tarihleri arasında başvuran, evli, primer infertilite tanısı alarak tedaviye başlamış, sadece erkek kaynaklı infertilite tanısı almamış, tanılanmış psikiyatrik bir sorunu olmayan kadınlar oluşturmuştur. Tanımlayıcı araştırmanın örneklemine 202 infertil kadın alınmıştır. Veriler; kadınların sosyodemografik özelliklerini belirlemeye yönelik anket formu, Akyüz ve arkadaşları (2008) tarafından geliştirilen İnfertilite Etkilenme Ölçeği, Şahin ve Durak (1995) tarafından geliştirilen Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ) ve Eker ve Arkar (1995) tarafından geliştirilen Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) kullanılarak ve tedavi merkezinde uygun bir odada kadınlarla yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Çalışma için Cumhuriyet Üniversitesi hastanesinden kurum izni, Cumhuriyet Üniversitesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulundan etik kurul onayı (2016-03/01), kadınlardan yazılı ve sözel onam alınmıştır. Elde edilen veriler sayı, yüzdelik dağılım, t testi, varyans analizi ve korelasyon analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmada yer alan kadınların yaş ortalaması 30.71±5.65, %44.6’sı ortaöğretim mezunu, %76.2’si ev hanımı, %88.1’i sosyal güvenceye, %71.3’ü çekirdek aile yapısına sahip olup %17.3’ü sigara içmekte, %60.9’unun geliri giderine denk, %66.8’i şehirde yaşamakta, %79.7’si 3 yıl ve üzeri süredir evli, %45.5’inin eşi ortaöğretim mezunu ve %85.6’sının eşi çalışmaktadır. İnfertilite ile ilgili özelliklere bakıldığında; %49.5’inin kendisinden kaynaklı infertilite sorunu yaşadığı ve %37.0’sinin infertilite nedeninin ovulasyon düzensizlikleri olduğu, %69.3’ünün tanı -%82.2’sinin ise tedavi süresinin 2 yıl ve altı olduğu, %93.1’inin tedavi kararını eşi ile birlikte aldığı ve %10.4’ünün infertilite sorununu eşi dışında hiç kimseyle paylaşmadığı ortaya çıkmıştır. Kadınların İnfertilite Etkilenme Ölçeği puan ortalamalarının bazı sosyodemografik ve infertilite özellikleri ile dağılımı incelendiğinde; aile tipi, gelir durumu, eşinin çalışma durumu ve eşinin eğitim düzeyi, yaşanılan yer, infertilite sorununu paylaşma durumu, infertilite tanı ve tedavi süresi ile arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). SBÇTÖ alt ölçeklerinin bazı sosyodemografik ve infertilite özellikleri ile dağılımı incelendiğinde, gelir durumu ve “kendine güvenli yaklaşım” alt ölçek puanı arasında; eğitim durumu, kronik hastalık durumu, aile tipi, evlenme yaşı, şimdiye kadar uygulanan infertilite tedavisi ve “iyimser yaklaşım” alt ölçek puanı arasında; gelir durumu, sosyal güvence, infertilite nedeni, tedavi süresi ve “sosyal destek arama yaklaşımı” alt ölçek puanı arasında; eğitim durumu, aile tipi, gelir durumu, evlilik süresi, eşinin yaşı ve eğitimi, şuan uygulanan tedavi ve “çaresiz yaklaşım” alt ölçek puanı arasında; eğitim durumu, evlenme yaşı, eşinin yaşı ve eğitimi, tanı süresi ve şuan uygulanan tedavi ve “boyun eğici yaklaşım” alt ölçek puanı arasında arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Eğitim durumu, gelir durumu, çalışma durumu, sigara içme durumu, eşinin eğitim durumu, tedavi kararını alma durumu ve ÇBASDÖ puanı arasındaki fark anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Kadınların İnfertilite Etkilenme Ölçeği puan ortalaması 38.20±9.66, ÇBASDÖ toplam puan ortalaması 65.45±15.83’dür. Kadınların İnfertilite Etkilenme Ölçeği ve SBÇT֒nün kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım, sosyal destek arama yaklaşımı alt ölçek puanları arasında negatif; çaresiz ve boyun eğici yaklaşım alt ölçek puanları arasında anlamlı pozitif bir korelasyon olduğu; İnfertilite Etkilenme Ölçeği ve ÇBASDÖ ve aile, arkadaş ve özel bir insan (eş) alt ölçek puanları arasında anlamlı negatif bir korelasyon olduğu; SBÇTÖ kendine güvenli yaklaşım alt ölçeği ile ÇBASDÖ ve aile alt ölçeği arasında anlamlı pozitif; SBÇTÖ iyimser yaklaşım ve ÇBASDÖ aile alt ölçeği arasında anlamlı pozitif; SBÇTÖ sosyal destek arama yaklaşımı ve ÇBASDÖ aile alt ölçeği arasında anlamlı pozitif korelasyon olduğu; SBÇTÖ çaresiz yaklaşım ve ÇBASDÖ aile alt ölçeği arasında ise anlamlı negatif korelasyon olduğu belirlenmiştir. Tartışma ve Sonuç: İnfertilitenin kadınları psikososyal yönden etkilediği, özellikle stresle etkin baş edemeyen ve sosyal destekleri yetersiz olan kadınların bu süreçten daha fazla etkilendikleri saptanmıştır. Sonuçlar doğrultusunda; infertilite tanı ve tedavi sürecindeki kadınların infertiliteden olumsuz olarak etkilenmelerini azaltmaya, sosyal desteklerini artırmaya ve stresle etkin baş etme stratejileri geliştirmelerine yönelik sağlık çalışanları özellikle de hemşireler tarafından eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin sağlanması önerilmektedir.

Anahtar Kelimeler: İnfertilite ve Kadın, Damgalanma, İnfertilite ve Hemşirelik


 


Keywords: