2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi

2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi Yıl:2017  Sayı: 2  Alan: Kongre

Hatice KAHYAOĞLU SÜT, Selda ÖZTÜRK
İNFERTİL KADINLARDA MARUZ KALINAN ŞİDDETİN CİNSEL FONKSİYONLAR ÜZERİNE ETKİSİ
 
İnfertilite durumu kadınların aile içi şiddet görmelerine neden olabilmektedir. Şiddet gören infertil kadınlar, şiddete çoğunlukla eşleri tarafından maruz kaldıkları gibi eşinin ailesi tarafından da şiddet görebilmektedir. Çocuk sahibi olamama durumu infertil kadınların aile içi şiddete maruz kalmasına ve beraberinde cinsel hayatlarının olumsuz yönde etkilenmesine neden olarak cinsel fonksiyon bozukluğu sorunu yaşamalarına neden olabilmektedir. Amaç: Bu araştırmada infertil kadınlarda maruz kalınan şiddetin cinsel fonksiyonlar üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Kapsam: Kesitsel tipte bu araştırma 01 Şubat 2016 - 03 Nisan 2017 tarihleri arasında Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi’nde yürütülmüştür. İnfertil Kadınlarda Maruz Kalınan Şiddeti Belirleme Ölçeği ile Kadın Cinsel Fonksiyon Sorgulama İndeksi arasında 0.25’lik bir korelasyon öngörerek %5 yanılma payı ve %95 power değeriyle n=202 infertil kadının çalışmaya alınması gerektiği hesaplanmıştır. Araştırma verilerinin toplanması 15 ay sürmüştür. Sınırlılıklar: Araştırmanın, araştırma için belirlenen zaman aralığından uzun sürmesi ve konusu nedeniyle infertil kadınların çalışmaya katılmak istememeleri araştırmanın sınırlılığıdır. Yöntem: Çalışmada araştırmacılar tarafından literatür incelenerek hazırlanan 27 sorudan oluşan bir anket formu, İnfertil Kadının Maruz Kaldığı Şiddeti Belirleme Ölçeği/ Infertile Women’s Exposure to Violence Determination Scale (IWEVDS) ve Kadın Cinsel Fonksiyon Sorgulama İndeksi/ Index of Female Sexual Function (IFSF) kullanılarak veriler toplanmıştır. IWEVDS ölçeği 5’li likert tipinde 31 sorudan oluşmakta ve “aile içi şiddet, sosyal baskı, cezalandırma, geleneksel uygulamalara maruziyet ve dışlanma” olmak üzere 5 alt boyuttan oluşmaktadır. IWEVDS ölçeğinin toplam puanı yükseldikçe şiddete maruziyet durumuda artmaktadır. IFSF ölçeği 9 sorudan oluşmakta ve “cinsel ilişki sıklığı/libido, cinsel doyum ve cinsel ilişkide rahatsızlık” olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. IFSF ölçeği’nin toplam puanının 30 ve 30’un altında olması cinsel fonksiyon bozukluğu açısından riskli kabul edilmektedir. Çalışmada verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra IFSF >30 ve ≤30 olanlar ile IWEVDS toplam ve alt boyut puanlarının karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi; IFSF toplam ve alt boyut puanları ile IWEVDS toplam ve alt boyut puanları arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Spearman Korelasyon Analizi kullanılmıştır. IWEVDS Cronbach’s Alpha kat sayısı 0,87, IFSF ölçeğinin 0,82 bulunmuştur. Verilerin analizinde SPSS 20,0 programı kullanılarak, p<0,05 istatistiksel anlamlılık değeri kabul edilmiştir. Araştırma için Trakya Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar Etik Kurulundan 13/01/2016 tarihinde TÜBAEK 2016/07 nolu etik onay alınmıştır. Etik onay sonrası araştırma verilerinin toplanabilmesi için Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Başhekimliğinden kurum izni alınmıştır. Bulgular: İnfertil kadınların (n=202) yaş ortalaması 30,5±4,7 olup ilk evlilik yaş ortalamasının 24,1±4,9 olduğu ve %76,2’sinin tanışarak evlendiği belirlenmiştir. Kadınların %79,7’sinin primer, %20,3’ünün sekonder infertil olduğu bulunmuştur. İnfertilite sebebi olarak %43,6’sının infertilite nedeninin belli olmadığını, %23,3’ünün sperm sayı azlığı ve kalite yetersizliği, %20,8’inin erken over yetmezliği, %8,4’ünün çeşitli hastalıklar, %4’ünün de azospermi nedeniyle infertilite problemi yaşadığı tespit edilmiştir. İnfertilitenin %55,9 oranı ile kadınlarda en fazla üzüntüye neden olduğu, %31,7’sinin evliliğini etkilemediğini düşündüğü, %58,4’ünün eşinin ve %57,4’ünün eşinin ailesinin çocuğun olmamasını anlayışla karşıladığını ifade ettiği saptanmıştır. İnfertil kadınların IFSF toplam puan ortalaması 34,9±6,4 olup %17,8’inde (IFSF ≤ 30 değeri baz alınarak) cinsel fonksiyon bozukluğu olduğu belirlenmiştir. IWEVDS toplam puan ortalamasının 40,5±9,9 olduğu bulunmuştur. Cinsel fonksiyon bozukluğu olan kadınların (n=36), IWEVDS toplam puanı (47,8 ± 14,7) ve olmayan (n=166) kadınların (38,9 ± 7,7) puanından anlamlı olarak yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,001). IWEVDS alt boyutları olan “aile içi şiddet (p=0,001), sosyal baskı (p<0,001), cezalandırma (p=0,010), geleneksel uygulamalara maruziyet (p=0,002) ve dışlanma (p<0,001)” alt boyutlarının da cinsel fonksiyon bozukluğu olanlarda anlamlı olarak yüksek olduğu saptanmıştır. IFSF toplam puan ortalaması ve “cinsel ilişkide rahatsızlık, cinsel doyum” alt boyutları ile IWEVDS toplam puan ortalaması ve “aile içi şiddet, sosyal baskı, cezalandırma, geleneksel uygulamalara maruziyet ve dışlanma” alt boyutları arasında negatif yönde anlamlı ilişki belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç: Bu araştırma da aile içi şiddet, sosyal baskı, cezalandırma, geleneksel uygulamalara maruziyet ve dışlanma gibi şiddetin çeşitli türlerine maruz kalan infertil kadınların daha fazla cinsel fonksiyon bozukluğu yaşadığı, cinsel ilişkide rahatsızlık ve cinsel doyum azlığı semptomlarını daha yoğun yaşadıkları saptanmıştır.

Anahtar Kelimeler: İnfertilite, Kadın, Şiddet, Cinsel Fonksiyon Bozukluğu


 


Keywords: