2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi

2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi Yıl:2017  Sayı: 2  Alan: Kongre

Derya Emre YAVUZ, Şule ECEVİT ALPAR
YENİDOĞAN VE SÜT ÇOCUKLARINDA GİRİŞİMSEL AĞRI VE NON-FARMAKOLOJİK YÖNETİMİ
 
Yenidoğan ve süt çocuğunun girişimsel işlemlerden kaynaklanan ağrısının göz ardı edilmesi, iyi yönetilmemesi ve sağlık çalışanlarının bu konuda yeterli donanıma sahip olmaması çocukların gelişimleri, iletişimleri ve tedavileri üzerine olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Kliniklerde kolayca uygulanabilen ve maliyeti olmayan girişimsel ağrıyı azaltıcı non-farmakolojik yöntemlerin kullanılması oldukça önemli ve gereklidir. Bu yöntemlerin etkin uygulanması hem tedaviye uyumu artıracak hem de ebeveyn, sağlık çalışanı ve çocuğun stresini azaltacaktır. Amaç: Bu derleme Yenidoğan ve süt çocuğunun girişimsel işlemlerden kaynaklı ağrısının non-farmakolojik yönetimi hakkında bilgi vermek ve literatüre katkı sağlamak amacıyla yazılmıştır. Yöntem: Çalışma, derleme tipindedir. Çalışmada kullanılan araştırma yöntemleri betimleme ve belgesel analiz yöntemidir. Gelişme: Ağrı; vücudun herhangi bir yerinden başlayan, organik bir nedene bağlı olan veya olmayan, kişinin geçmişteki yaşantıları ile ilgili, sensoryal, emosyonel, hoş olmayan bir deneyimdir. Ağrı oluşumu ile ilgili Melzack ve Wall tarafından geliştirilen “kapı kontrol” teorisine göre spinal kordonun dorsal boynuzları sadece pasif ileten değil aynı zamanda iletileri değiştirebilen aktif bölgelerden oluşur. Bireyler arası ağrı algısı farklıdır hatta aynı birey zamanla ağrıyı farklı düzeyde hissedilebilir Ağrı sağlık durumunu direk etkileyen kontrol edilmediğinde hayatın bütün alanlarında olumsuz sonuçlar doğuran bir sorundur. Subjektiftir ve en iyi yaşayan tanımlar. Emosyonel, kognitif ve davranışsal kompenentleri de vardır. Ağrı algısının özellikle yenidoğanda gelişmemiş ve ağrı deneyimi için belleklerinin olmadığı görüşü uzun süre kabul görse de bilimsel çalışmalar fetüste dahi kortikal ağrı algısının olduğunu, ağrının nereden kaynaklandığını ayırt edebildiğini kanıtlamıştır Kan alma, enjeksiyon, aşı gibi girişimsel işlemler çocukların en büyük ağrı kaynaklarından biridir. Tüm çocuklara doğumdan itibaren bir dizi girişimsel ağrılı işlem uygulanmaktadır. Çocukların en sık yaşadıkları iyatrojenik ağrının intramüsküler (IM) aşı uygulamalarından kaynaklanması nedeniyle son yıllarda IM aşı ağrısını azaltmaya yönelik araştırmalar artmıştır. Kümülatif yenidoğan ağrı stresi okul çağında spontan beyin aktivitelerinde değişikliklere neden olabilir. Bunun nedeni girişimsel ağrının neonatal beyin gelişimine etki etmesidir. Girişimsel işlem ağrıları sadece çocuklarda değil aynı zamanda ebeveyn ve sağlık personelinde de anksiyete kaynağıdır. İşlemlerden kaynaklanan ağrılar eğer iyi yönetilmezse yenidoğan ve süt çocuklarında beyin gelişimine, büyümeye, aile çocuk iletişimine, dış dünyaya uyumu ve davranışları negatif yönde etki ederek bütün hayatları üzerine olumsuz sonuçlar oluşturur. Ağrının yarattığı travma çocuklarda başta iğne fobisi olmak üzere, aşı uygulamalarında aksaklık, tedaviye uyumda yetersizlik sebebi olabilir ve bu durumlar önlenebilir birçok hastalıkta salgınlara neden olarak çocukları savunmasız bırakabilir. Özellikle beyin gelişimin hızlı olduğu süt çocukluğu döneminde ağrının gelişimsel ve emosyonel etkilerini gidermek için girişimsel işlem ağrıları iyi yönetilmelidir. Yenidoğan ve süt çocuklarında girişimsel işlemlerden kaynaklı ağrı ve anksiyeteyi azaltmaya yönelik farmakolojik ve non-farmakolojik yöntemleri kapsayan pek çok yaklaşım vardır. Farmakolojik yöntemlerin deneyimli personel tarafından uygulanma zorunluluğu, komplikasyon riski ve maliyeti nedeniyle kullanımını nerdeyse imkansızdır. Ayrıca yenidoğan ve süt çocuklarında analjezik ve sedatif etkili ilaçlara duyarlılık söz konusudur ve bunların gelişmekte olan beyne nörotoksik etkileri gösterilmiştir. Hem ağrı hem de bunu gidermek için kullanılan analjezikler nedeniyle sinir hücreleri zarar görmektedir. İyi yönetilmeyen ağrılar yenidoğanda kalp hızı ve kan basıncında artış, otonomik tonusta farklılık, arteriyal oksijen saturasyonunda düşme ve cilt kan akımında azalma gibi akut etkilerin yanı sıra ağrı duyarlılığında değişiklikler gibi uzun dönem etkiler bırakmaktadır. Bu sebeplerle ağrı en aza indirilmeli ve olabildiğince az miktarda analjezik kullanılmalıdır. Klinisyenlerin İlaçların farmakokinetik etkileri kadar ilaç dışı tedavi modellerini de bilinmesi oldukça önemlidir. Sükroz, kıvırarak tutmak, anne kucağı, kanguru bakımı, emzik vermek, taktil uyarı, emzirme, kundaklama kullanılan non-farmakolojik yöntemlerdendir. Tek bir yöntem yerine farklı etki mekanizmasıyla etki eden birden çok yöntemin kombine edilerek kullanıldığı multimodal yaklaşım girişimsel ağrı yönetiminde daha etkili sonuçlar elde etmek için yakın zamanda kullanılmaya başlanmıştır. Dikkat dağıtma ilaçsız ağrı azaltıcı yöntemlerin en önemlilerindendir. Ancak yaşın ve kullanılacak aracın standardize olmaması ve maliyet gibi nedenler birinci basamak hizmetlerde kullanımını sınırlamaktadır. Anne göğsünü emmenin ise cilt teması, emme ve sütün tadından oluşan üç ayrı bileşenin dikkat dağıtıcı etkisiyle aşı sırasında ağrıyı azalttığı gösterilmiştir. Her geçen gün daha çok benimsenen bir yöntemdir. Fiziksel yöntemler dokuya masaj, dokunma ya da ovuşturulma sonucu kapı kontrol teorisinde açıklanan şekilde ağrı iletisi azaltır. Bilinen en klasik örnek akupunkturdur. Ciddi bir eğitim gerektiren akupunkturun en önemli dezavantajı iğnelerin korkuya neden olmasıdır. Enjeksiyon bölgesine manüel basınç uygulanmanın IM aşı ve immünglobilin yapılan erişkinlerde ağrı algısını azalttığı gösterilmiştir. Akut romatizmal ateş korunması için benzatil penisilin uygulanan çocuk ve ergenlerde enjeksiyon öncesi manuel bası uygulamanın IM enjeksiyon ağrısını azalttığı bildirilmiştir. Sonuç: Son yıllarda, ağrılı işlemlerde ağrı yönetimine yönelik non-farmakolojik yöntemlerin kullanımı ile ilgili araştırmalar artmıştır. Ağrı yönetiminde optimal yöntemlerin bulunması için daha fazla çalışmalar yapılması ve bakımı üstelenen sağlık çalışanlarının bu konuda daha duyarlı olması bebeklerin beyin ve davranışsal gelişimine faydalı olacaktır. Bu makale yenidoğan ve süt çocuğunda ağrı, girişimsel işlem ağrıları ve bunun yönetiminin önemini vurgulamak için yazılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Yenidoğan, Süt Çocuğu, Girişimsel Ağrı, Ağrı Yönetimi


 


Keywords: