2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi

2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi Yıl:2017  Sayı: 2  Alan: Kongre

Yılda Arzu ABA, Dilek AVCI, Yılmaz GÜZEL, Semanur Kumral ÖZÇELİK, Başak GÜRTEKİN
MÜZİK TERAPİNİN EMBRİYO TRANSFERİ UYGULANAN İNFERTİL KADINLARIN ANKSİYETE DÜZEYLERİNE VE GEBELİK SONUÇLARINA ETKİSİ: RANDOMİZE KONTROLLÜ ÇALIŞMA
 
İnfertilite, reproduktif çağda olan çiftlerin herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmaksızın, en az bir yıl düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebeliğin oluşmaması olarak tanımlanmaktadır (WHO, 2014). Tüm infertil çiftlerin %30-40’ında erkek, %40-50’sinde kadın faktörü tespit edilir. %20-25 çiftte hem erkek hem de kadına ait patolojiler birlikte gözlenir. %15 çiftte ise tüm tanısal tetkikler sonucunda infertilite nedeni tanımlanamamaktadır. Psikolojik stres hem erkek hem de kadınlarda idiyopatik infertilite nedeni olarak gösterilmektedir. Psikolojik stres, kadının üreme performansını merkezi sinir sistemi, endokrin ve immün sistemi etkileyerek azaltabilir. Stresin yüksek olduğu sikluslarda gebelik oranlarında azalma olabilmektedir. Kadındaki stres düzeyinin yüksek olması fertilize oosit sayısının azalmasına neden olabilmektedir. Yapılan çoğu araştırmaya göre infertilite tanısı almış bireylerde, psikolojik açıdan en büyük güçlüğün anksiyete, tedavi başarısız çiftlerde ise depresyon olduğu saptanmıştır. Müziğin kendine özgü dili, yapısı ve anlatım öğeleriyle insanın duygu ve düşüncelerine seslendiği söylenebilir ve en eski tedavi yöntemlerinden biri olup, çeşitli kültürlerde hastaları tedavi etmek amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Günümüzde terapötik olarak palyatif bakımda, yoğun bakımda, cerrahi operasyonlarda, psikiyatri, onkoloji, kadın doğum, infertilite ve pediatri ünitelerinde, koroner bakımda, radyasyon/kemoterapi tedavisinde, mekanik ventilatördeki hastalarda, tıbbi prosedürlerin uygulandığı durumlarda, rahatsızlık, ağrı ve anksiyete gibi semptomatik tedavilerde, vücut direncini ve yaşam kalitesini arttırmada, ruhsal iyileşmede kullanılmaktadır. Amaç ve Kapsam: İnfertilite tedavisi sürecinde hemşirelik bakımının amacı bireylerin infertilitenin etkileriyle baş etmelerine yardımcı olmak ve iyilik düzeylerini arttırmak için kanıta dayalı bakım sunmaktır. Hemşirelerin bu amaca ulaşabilmeleri için hangi girişimlerin en uygun olduğunu bilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda literatürde IVF-ET başarısını arttırmaya ve anksiyeteyi azaltmaya katkı sağlayan TAT ile ilgili çalışmaların sayısında son yıllarda önemli bir artış olduğu, ancak infertilite tedavisinde müzik terapi kullanımına yönelik çalışmaların yok denecek kadar az olduğu görülmektedir. Bu çalışmada IVF-ET uygulanan infertil kadınlarda müzik terapinin anksiyete düzeyine ve gebelik sonuçlarına etkisini belirlemek ve hemşireler için kanıt oluşturmak amaçlanmıştır. Araştırmadan elde edilecek sonuçların hemşirelik uygulamalarına rehberlik edeceği ve bu güncel sorunun çözümüne katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Yöntem: Araştırma, randomize kontrollü olarak planlanmış ve uygulanmıştır. Araştırma verileri, İstanbul ili VKV Amerikan Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi’nde Nisan 2015-Nisan 2016 tarihleri arasında toplanmıştır. Çalışmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan infertil kadınlar müzik terapi ve standart tedavi gruplarına randomizasyon yapılmıştır. Müzik terapi grubuna embriyo transferi öncesi ve sonrası müzik terapi, standart terapi grubuna ise rutin izlem ve tedavi protokolleri uygulanmıştır. Çalışma verileri, “Tanıtıcı Bilgi Formu” ve “Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri” ile toplanmıştır. Erken tedavi başarısı, luteal günün başından yedi-on gün sonra serum beta insan koryonik gonadotropin (β-hCG) seviyeleri ile belirlenmiştir. Analiz için tanımlayıcı istatistikler, ki-kare testi, Fisher’s exact testi ve bağımsız örnek t-testi kullanılmıştır. Bulgular: Embriyo transferi sonrası her iki grubunda durumluk anksiyete puan ortalamasının azaldığı, sürekli anksiyete puan ortalamasının ise müzik terapi grubu lehine azalmakla beraber istatistiksel açıdan anlamlı bir farkın olmadığı bulunmuştur (p>0.05). Klinik gebelik oranları incelendiğinde müzik (% 48.3) ve standart (% 46.4) tedavi grupları arasında anlamlı farklılık görülmemiştir. Sonuç: İki seans uygulanan müzik terapi, durum ve sürekli kaygı düzeyini düşürmüş ve klinik gebelik oranlarını arttırmıştır. Ancak anlamlı fark bulunamamıştır. Bu nedenle, müzik terapinin klinik sonuçlar üzerinde etkili olup olmadığını değerlendirmek amacıyla daha büyük örneklem grubu ve daha fazla müzik terapi seansı gerekmektedir.

Anahtar Kelimeler: İnfertilite, In Vitro Fertilizasyon, Müzik Terapi, Anksiyete, Hemşirelik


 


Keywords: