2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi

2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi Yıl:2017  Sayı: 2  Alan: Kongre

Diler AYDIN, Zübeyde Ezgi ÖZGEN
ÇOCUKLARDA OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU ve ERKEN TANILAMADA HEMŞİRENİN ROLÜ
 
Otizm spektrum bozukluğu (OSB), belirtileri daha erken çocukluk döneminden itibaren ortaya çıkan, etkilerini ömür boyu sürdüren, aynı zamanda bireylerin sosyal etkileşim ve iletişim kurma becerilerini olumsuz yönde etkileyen, sınırlı ilgi ve tekrarlanan davranışlara neden olan nöro-gelişimsel bir bozukluktur olarak tanımlanmaktadır. Otizm terimi, ilk olarak 1943 yılında çocuk psikiyatri uzmanı Leo Kanner tarafından tanımlanmıştır. Otizm Spektrum Bozukluğunun, günümüzde en sık rastlanan gelişimsel bozukluklar arasında yer almaktadır. Literatürde Amerika Birleşik Devletleri’nde her 68 çocuktan 1’inin doğumda otizm ile tanılandığı ve yaklaşık olarak dünya nüfusunun %1’inde otizm olduğu; erkek çocuklarda kız çocuklardan 4.5 kat daha fazla belirtilmektedir. Otizm, 189 kız çocuktan birinde görülürken bu oran erkek çocuklarda 42 erkek çocuktan 1’inde görülmektedir. Ülkemizde OSB’nin yaygınlık oranlarına ilişkin bir çalışma bulunmamak ile birlikte Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) (2014) verilerine göre zorunlu eğitim çağındaki OSB tanısı alan çocuk sayısının 16.837 olduğu belirtilmektedir. Otizm nedeni henüz tam olarak belirlenememiş bir bozukluk olup birçok faktörün bir araya gelmesiyle oluştuğu düşünülmektedir. Otizmli çocuklarda, merkezi sinir sisteminde bir anormallik olduğu ve beyinde hücreler arasında mesaj taşıyan kimyasal ileticilerde eksiklik ya da fazlalık olduğu düşünülmektedir. Bunun yanı sıra genetik, çevresel nedenler de otizmde önemli bir faktördür. Otizme neden olan gen yapısı tam olarak bilinmemekle birlikte, tek yumurta ikizlerinde birinin otizm tanısı aldığında diğerinin de alma olasılığının yüksek olması durumu otizmde genetiğin rolünü doğrulamaktadır. Literatürde otizmli bir çocuğun yakın ya da uzak akrabalarında zayıf planlama becerisi, otizm ya da benzeri psikiyatrik bozukluklarla karşılaşma oranı yüksek olabileceği belirtilmektedir. Ayrıca viral enfeksiyonlar, metabolik dengesizlikler ve kimyasal maddelere maruz kalma gibi çevresel faktörlerin otizmi etkileyebilmektedir. Otizm birden çok etkenin bir araya gelmesiyle meydana gelen oldukça karmaşık bir bozukluk olup, otizm her ırktan, kültürden, toplumdan ve coğrafyadan çocukta benzer düzeyde görüldüğü belirtilmektedir. Son yıllarda dünyada ve ülkemizde Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklarda artış gözlenmesi erken tanılama sürecinin önemini vurgulamaktadır. OSB’li her çocuğun birbirinden farklı özelliklere sahip olması nedeniyle uygun tedavi yaklaşımının seçilmesi, beklentilerin şekillenmesi, özelliklerin doğru anlaşılması ve bu özelliklere yönelik yöntemlerin geliştirilmesi için tanılama büyük önem taşımaktadır. Amaç: Bu yazıda Çocuk sağlığı ve hastalıkları hemşiresinin Otizm Spektrum Bozukluğunu erken tanılamadaki rollerini ve önemini değerlendirmek amaçlanmaktadır. Yöntem: Çalışmada alana katkı¬ sağlayan araştırmalardan yararlanılarak derleme şeklinde planlanmıştır. Bulgular: Çocuk sağlığı ve hastalıkları hemşiresinin ana hedefi; çocuk ve adolesanın ailesi ve toplum içinde; fiziksel, entelektüel, duygusal ve sosyal yönden sağlıklı olgunlaşmasını sağlama, risk altındaki aile ve çocuklarını erken dönemde tanılama, sağlığı bozan çevresel durumları engelleme, sağlıktan sapmaları erken dönemde belirlemektir. Yaygın gelişimsel bozukluk olan otizmli çocukların erken dönemde tanılanmasında profesyonel bir sağlık disiplini içinde yer alan çocuk hekimi, psikolog, psikiyatri uzmanı, nörolog, dil ve konuşma terapisti ile birlikte pediatri hemşirelerine de oldukça önemli bir rolü bulunmaktadır. Pediatri hemşirelerinin çocukların büyüme gelişme süreçlerinin her aşamasında (okul, hastane, toplum) yer alması bu anahtar rollerini güçlendirmekte ve önem kazandırmaktadır. Pediatri hemşireleri, otizmin erken tanılaması sürecinde çocukluk dönemi büyüme gelişme aşamalarına uygun olarak, çocuğun becerilerini ve yaşa göre gelişimsel seviyelerine göre değerlendirebilmelidirler. Böylece, pediatri hemşireleri risk faktörleri analizi ve risk tanılaması yaparak otistik çocuğu erken dönemde tanılayabilmelidirler. Prenatal ve postnatal dönemlerde bakım veren hemşireler gelişimsel izlem araçlarını kullanarak çocuğun erken teşhisinde aktif rol almalıdırlar. Erken çocukluk döneminde 2 farklı düzeyde tarama yapılması gerekliliği vurgulanmaktadır. Birinci düzey tarama doğumdan sonra tüm çocukların gelişimlerinin OSB açısından takip edilmesini içerirken, ikinci düzey tarama ise gelişimsel bozukluğu olduğu şüphelenilen çocukların taramasını içermektedir. Çocuk sağlığına hastalıkları hemşireleri çocuk sağlığı izlemi sırasında Erken Çocukluk Otizmi Kontrol Listesi (Checklist for Autism in Toddlers - CHAT) ve Otizm Seviyesi Ölçeği (The Comprehensive Autism Ratings Scale - CARS) gibi gelişimsel izlem araçlarını kullanarak erken tanıya yardımcı olabilirler. Sonuç: Özellikle son yıllarda erken tanı ile önemli kazanımların elde edilmesi ve sıklığının giderek artıyor olması nedeniyle, toplumda hemşirelere otizm spektrum bozukluğunun erken tanılanma sürecinin başlatılmasında önemli roller düşmektedir. Doğum sonrası dönemden itibaren çocuk sağlığının izlenmesi ve değerlendirilmesi görevlerini üstlenen pediatri hemşireleri, bu sağlıklı izlem görevlerini yerine getirirken bir yandan çocukları gelişimsel bozukluklar yönünden değerlendirebilir, öte yandan ise ebeveynleri gelişimsel bozukluklar konusunda bilgilendirerek erken teşhis ve müdahale şansının yakalanmasında önemli bir rol oynayabilirler. Hemşireler otizm spektrum bozukluğunun erken tanılanma sürecinde bu anahtar rolü yerine getirebilmeleri için otizm spektrum bozukluğu ve erken teşhisine yönelik bilgi sahibi olmaları gerekmektedir.

Anahtar Kelimeler: Pediatri Hemşiresi, Otizm Spektrum Bozukluğu, Erken Tanılama


 


Keywords: