2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi

2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi Yıl:2017  Sayı: 2  Alan: Kongre

Ayla ERGİN, Züleyha ŞİMŞEK YABAN
MEME KANSERİ VE BEDEN KİTLE İNDEKSİ İLİŞKİSİ
 
Meme kanseri tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de önemli bir halk sağlığı sorunudur ve kadınlarda en sık rastlanan kanser tipidir. Uluslararası Kanser Ajansı (IARC) tarafından yayınlanan Globocan 2015 verilerine göre, kadınlarda en sık görülen ilk beş kanser sıralamasında meme kanseri; Türkiye’de, Amerika’da, IARCA ve Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde birinci sırada yer almaktadır. Erken teşhis ve hedef tedavilerin artmasının yanında nüfusun da yaşlanmasına bağlı olarak meme kanseri tanısı ile yaşayan kadınların sayısı tüm dünyada artmaya devam etmektedir Amerikan Kanser Birliği’nin 2017 yılı verilerine göre, USA 1.688.780 kişinin yeni kanser tanısı aldığı, 600.920 kişinin de da bu kanser nedeniyle yaşamını yitirdiği bildirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Kurumu’ nun 2017 yılında yayınladığı Türkiye Kanser İstatistikleri’ne göre ise, 2014 yılında meme kanserinin kadınlarda %24.9 ile en fazla görülen kanser türü olarak yer aldığı görülmüştür. Amaç: Bu derlemenin amacı, meme kanseri ile beden kitle indeksi arasındaki ilişkiyi teorik çerçevede değerlendirmektir. Ayrıca bu çalışma derleme niteliğinde olduğundan etik kurul /kurum izni gerektirmemektedir. Yöntem: Bu çalışmanın konusu ile ilgili literatür taraması ilgili arama motorları taranarak yapılmıştır. Kapsam: Meme kanseri ile ilişkili birçok risk faktörü vardır. Bu risk faktörleri demografik (yaş, etnisite/ırk), reprodüktif öykü (menarş yaşı, parite, ilk canlı doğumun geç yaşlarda olması yaşı, kısa süreli emzirme, geç menapoz), ailesel/genetik faktörler (aile öyküsü, meme kanseri riski ile ilişkili olduğu bilinen veya şüphe edilen BRCA 1/2, p53, PTEN veya diğer gen mutasyonları), çevresel faktörler (30 yaşından önce toraks bölgesine radyoterapi [örneğin Hodgkin hastalığı tedavisi nedeniyle], hormon replasman tedavisi, sosyoekonomik düzey, alkol kullanımı) gibi değiştirilmesi güç risk faktörleri ve beden kitle indeksi, (BKİ) antropometrik faktörler, obezite, fiziksel inaktivite, beslenme ve diyet gibi değiştirilebilir risk faktörleri olarak sıralanmaktadır. Aşırı kilolu veya obez kadınlarda postmenopozal meme kanseri daha sık görülmektedir. Menopoz öncesi östrojenin çoğu overler tarafından üretilirken, çok az kısmı yağ dokusu tarafından üretilmektedir. Menopoz sonrasında ise östrojenin çoğu yağ dokusu tarafından üretilmektedir. Bu nedenle menopoz sonrası çok fazla yağ dokusuna sahip olmak östrojen seviyesini arttıracağı için meme kanseri riskini de arttırmaktadır. Fiziksel olarak inaktif bir yaşam obeziteyi arttıracağından dolaylı olarak meme kanseri riskini de etkilemiş olacaktır. Menopoz sonrası HRT (Hormon Replasman Tedavi) kullanmayan kadınlar menopozdan sonra 10 kg veya daha fazla kilo verdikleri takdirde, kilo vermeyenlere oranla daha az meme kanserine yakalanma riski taşımaktadırlar. Yapılan meta analiz çalışmaları, obezitenin meme kanserinden ölüm riskini de arttığını, fazla kilolu ya da obez olanların (BKİ≥ 25), zayıf ya da normal kilolu (BKİ<25) hastalara göre meme kanserinden ölüm riskinin 1,263 kat daha fazla olduğunu göstermektedir. BKİ ile menopoz durumu arasında anlamlı bir ilişkili olduğu ve meme kanserli fazla kilolu ya da obez hastaların menopoz sonrası dönemde olması riskinin zayıf ya da normal kilolu hastaların menopoz öncesi dönemde olmasından 1,777 kat daha fazla olduğu bildirilmektedir. Obez olan hastalarda normal kilolu hastalara nazaran kanser daha ileri evrede görülmektedir. Obezite postmenopozal meme kanserinde iyi bilinen bir risk faktörü olmasına karşın, obezite ile kanserin evresi arasındaki ilişki net olarak açıklanamamaktadır. Obez kadınlardaki artan meme büyüklüğünün meme kanserinin teşhisinde gecikmeye sebep olduğuna dair hipotezler bulunmaktadır. Cui ve ark. (2002)’ ın yaptığı çalışmada, kanser evresi ile beden kitle indeksi arasında bir ilişki olup olmadığı araştırılmış, çalışmanın sonucunda yüksek beden kitle indeksi ile ilerlemiş meme kanseri arasında bağlantı olduğu bulunmuştur. Palpasyon zorluğu ve meme kanserinin en sık görülen semptomu olan kitleye erişim zorluğu nedeniyle teşhis gecikmekte bu nedenle beden kitle indeksi yüksek olan hastaların kanser evresinin daha ilerlemiş olduğu saptanmaktadır. Bu duruma ilave olarak yapılan başka çalışmalarda, yüksek beden kitle indeksine sahip kadınların düşük beden kitle indeksine sahip kadınlara göre daha büyük tümörlere ve daha ileri evre kansere sahip olduğu gösterilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Meme kanseri yükünün azaltılması için, değiştirilmesi güç olan risk faktörleri yerine obezite, egzersiz ve beslenme gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin ele alınması, özellikle hemşireler ve tüm sağlık profesyonelleri açısından birincil korumaya önem verilmesi, fiziksel aktivitenin arttırılması BKİ ve obezite ilgili yapılacak ileriye dönük kapsamlı çalışmaların, meme kanserinin önlenmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca, erken tanı ve tedavi olanaklarına eşit ulaşımın sağlanması da meme kanseri yükünün azaltılmasında önemli olacaktır.

Anahtar Kelimeler: Meme Kanseri, Beden Kitle İndeksi, Obezite, Beslenme


 


Keywords: