2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi

2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi Yıl:2017  Sayı: 2  Alan: Kongre

Tuğba DÜNDAR, Sevgi ÖZSOY, Hilmiye AKSU
GEBELİKTE YAŞANAN DİSTRESİN DOĞUM SONU DÖNEME ETKİSİ: VAKA-KONTROL ÇALIŞMASI
 
Gebelik, hem kadın hem de ailesi için özel bir deneyimdir. Gebelik sırasında yaşanan fiziksel ve psikolojik değişiklikler, bu dönem içerisinde karşılaşılan kaygı ve stres gibi duygularla daha da karmaşık bir hal almaktadır. Gebeliğin ve devamında gerçekleşen doğum sürecinin sağlıklı bir şekilde yaşanması, gebelik sırasında karşılaşılan stres ile baş etme düzeyine de bağlıdır. Gebelikteki stresi etkileyen pek çok faktör olmakla birlikte bunların bir kısmı gebelikten önce var olurken (yetersiz sosyal destek vb.) bir kısmı da gebelik ile beraber (istenmeyen ya da plansız gebelik vb.) ortaya çıkmaktadır (Gariepy, 2016). Gebelik, doğum ve doğum sonrası dönem birbirinden ayrılmaması gereken süreçlerdir. Gebelik sırasında var olan ve baş edilemeyen stres, doğum ve doğum sonu dönemde hem anneyi hem de bebeği olumsuz etkileyecek sonuçlara neden olabilir (Çapık ve ark, 2015). Örneğin, gebenin doğuma ilişkin korkuları doğum eyleminin uzamasına, doğum sonrası dönemde yenidoğanın özel bakım almasına, emzirmenin geç başlatılmasına, emzirmeye geç başlanılması da annede doğum sonrası fazla kanama görülmesine neden olabilir. Bu nedenle gebelik sırasında yaşanan stresin doğum ve doğum sonrası döneme etkisinin bilinmesi önemlidir. Amaç: Bu araştırmanın amacı gebelik sırasında yaşanan distresin doğum sonu dönem üzerine etkisini belirlemektir. Kapsam: Vaka-kontrol çalışması olarak yürütülen araştırmada, Aralık 2016-Mart 2017 tarihleri arasında Aydın Doğum Hastanesi polikliniklerine başvuran 2. ve 3. trimesterdeki 162 gebe yer almıştır. “Tilburg Gebelikte Distres Ölçeği (TGDÖ)”’ne göre (Çapık ve Pasinlioğlu, 2015) distresi olduğu saptanan 18 kadın araştırmanın vaka grubunu, yaş, eğitim düzeyi ve parite açısından eşleştirilen ve rastgele belirlenen 36 kadın kontrol grubunu oluşturmuştur. Doğum sonu dönemde bazı annelere ulaşılamadığından vaka grubunda 17, kontrol grubunda 25 anne yer almıştır. Sınırlılıklar: Veriler doğum sonu dönemde telefon görüşmesi yoluyla toplandığı için bazı katılımcılara (vaka grubu n=1, kontrol grubu n=11) ulaşılamamıştır. Yöntem: Veriler iki aşamada toplanmıştır. Birinci aşamada veriler gebelerden, “Tilburg Gebelikte Distres Ölçeği” ve “gebe bilgi formu” kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. İkinci aşamada ise veriler, gebeler doğum yaptıktan sonra, Şubat-Eylül 2017 tarihleri arasında “doğum sonu bilgi formu” kullanılarak telefon görüşmesi ile toplanmıştır. İki grup arasında gebelikteki distres durumunun doğum sonu döneme etkisi (doğum yapılan gebelik haftası, doğum şekli, hastanede kalma süresi, bebeğin küvözde kalma durumu, rutin kontroller dışında hastaneye başvurma durumu, emzirmeye başlanma zamanı, sadece anne sütü alma durumu) incelenmiştir. Verilerin analizinde, SPSS 20.0’da tanımlayıcı istatistikler, ki-kare ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için Aydın İli Kamu Hastaneler Birliği’nden kurum izni alınmıştır (Sayı:12268 Tarih:09.12.2016). Bulgular: Vaka grubundaki gebeler ortalama 30.35±7.21 (min:18 max:41), kontrol grubundaki gebeler ise ortalama 28.84±5.51 (min:20 max:38) yaşındadır. Vaka grubunun TGDÖ puan ortalaması 31.35±3.51 (min:28 max:38), kontrol grubunun TGDÖ puan ortalaması 14.96±6.29’dur (min:20 max:26). Doğum yapılan gebelik haftası, vaka grubunda ortalama 38.58±1.27 (min:37 max:41), kontrol grubunda 38.68±1.54 (min:36 max:42) olarak bulunmuştur. Vaka grubunun %64,7’si, kontrol grubunun %60’ı normal doğum yapmıştır. Vaka grubunun hastanede kalma süresi ortalama 1.47±0.71 gün (min:1 max:3), kontrol grubunun ise 1.60±0.86’dır (min:1 max:4). Vaka grubunun %17,6’sının, kontrol grubunun %36’sının bebeği, doğum sonrası küvözde kalmıştır. Doğum sonu dönemde lohusaların rutin kontroller dışında herhangi bir nedenle hastaneye başvurma durumları irdelendiğinde, vaka grubunun %29,4’ünün, kontrol grubunun %24’ünün hastaneye başvurduğu saptanmıştır. Vaka grubunda ilk yarım saatte emzirmeye başlama oranı %50, kontrol grubunda %32’dir. Ayrıca vaka grubunun %64,7’sinin, kontrol grubunun ise %52’sinin bebeği halen sadece anne sütü ile beslenmektedir. Gebelik sırasında distres yaşayanlar ile distresi olmayanlar arasında doğum yapılan gebelik haftası, doğum şekli, hastanede kalma süresi, bebeğin küvözde kalma durumu, rutin kontroller dışında hastaneye başvurma durumu, emzirmeye başlanma zamanı, sadece anne sütü alma durumu açısından istatistiksel olarak herhangi bir anlamlılık saptanmamıştır (p>0.05). Sonuç: Çalışmamızda gebelikte distres yaşama durumunun doğum sonu döneme etkisi olmadığı saptanmıştır. Ancak vaka grubunda, normal doğum yapma, doğum sonrası dönemde herhangi bir nedenle hastaneye başvurma, emzirmenin ilk yarım saatte başlatılması ve sadece anne sütü alma oranlarının, kontrol grubunda ise doğum yapılan gebelik haftası, hastanede kalma süresi, doğum sonrası bebeğin küvözde kalma oranlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın daha geniş popülasyonlu gruplarda tekrarlanması farklı sonuçlar ortaya koyabilir. Gelecek araştırmacılara daha geniş gruplarla çalışması önerilebilir.

Anahtar Kelimeler: Distres, Doğum Sonu Dönem, Gebelik


 


Keywords: