2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi

2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi Yıl:2017  Sayı: 2  Alan: Kongre

Güler KAYABAŞLI, Elif ATICI
KADIN VE ÇOCUKLARA KARŞI İŞLENEN CİNSEL ŞİDDET SUÇUNA YÖNELİK BİR ÇÖZÜM DENEMESİ: KİMYASAL KASTRASYON
 
Her yaştan ve cinsiyetten insanları, özellikle kadın ve çocukları etkileyen şiddet olayları tüm dünyada artış göstermektedir. Şiddet; kişi, grup ya da topluma karşı kasıtlı güç ya da fiziksel kuvvet kullanarak yaralanma, ölüm, psikolojik zarar, gelişim bozukluğu ya da mahrumiyet ile sonuçlanan tehdit ya da eylem olarak tanımlanımlanmaktadır. Bununla birlikte Dünya Sağlık Örgütü’nün 1996 yılında şiddeti bir toplum sağlığı sorunu olduğunu bildirmesinin ardından 2002 tarihli “Şiddet ve Sağlık” başlıklı raporunda, her yıl bir milyondan fazla insanın hayatını kaybettiği ve daha fazlasının ölümcül olmayan yaralanmalara maruz kaldıkları, şiddetin maliyetinin milyarlarca dolar olduğu ifade edilerek şiddetin dünya çapında bir halk sağlığı sorunu olduğu vurgusu yinelenmiştir. Şiddet kendi içinde birçok boyut barındırmakla birlikte insan üzerinde fiziksel, ruhsal, toplumsal yaralar açan cinsel içerikli de olabilmektedir. Amaç:Özellikle kadın ve çocuklara yönelik işlenen cinsel suçlarda yaşanan artışa yönelik bir çözüm olarak cinsel suçlulara uygulanması düşünülen kimyasal kastrasyonun beklenildiği gibi kadın ve çocuk cinsel sağlığını koruyucu mu olduğu yoksa uygulama sadece hukuki bir eylem midir sorusuna yanıt aramaktır.Yöntem: Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hastanesi’nde (SUAM) dahili ve cerrahi bilimlerde çalışan akademisyen hekimler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Araştırmaya kimyasal kastrasyon uygulamasında aktif olarak yer almama durumunda olan temel bilimler dahil edilmemiştir. Akademisyenlerin dağılımı 70 profesör (%53,8), 28 doçent (%21;5), 9 yardımcı doçent (% 6,9) ve 23 uzman hekim ( %17,7) olup hedeflenen %100’lük (n=130) katılım oranına ulaşılmıştır. Veriler kağıt kaleme dayalı olarak ve online üzerinden anket yöntemiyle toplanmıştır. Anket formu, bağımsız değişkenler, toplam etik puanı ve literatür taramasında saptanan tartışma konularına göre oluşturulmuştur. Bu bildiride çalışmanın konu ile ilgili sekiz maddesi ele alınıp değerlendirilmiştir. İstatistiksel analiz SPSS 22.0 paket programında yapılmıştır. Güvenirlik testi için Cronbach’s Alpha yapılmıştır. Sürekli değişkenlerin bağımsız grup karşılaştırılmalarında normal dağılıma uygunluk göstermeyenler için ve ikiden çok bağımsız grup olduğundan Kruskal-Wallis testi; iki bağımsız grup olduğundan Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Sürekli değişkenler arasındaki ilişki Spearman’s Rho sıra korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. Anlamlılık düzeyi p=0.05 olarak alınmıştır. Bu araştırma için Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulundan Karar No: 2016-17/13 Tarih: 04.10.2016’da kurum izni alınmıştır. Bulgular: Katılımcılar cinsiyet dağılımı birbirine yakındır. Çoğunluğu evli olup (%84,6), %79,8’inin (n=103) çocuk sahibidir. Kız çocuğu olanların oranı diğerlerine göre daha yüksektir (%37,7).Katılımcıların %71,3’ü (n=93) dâhili bilimler, %28,5’i (n=37) cerrahi bilimlerde görevli olup yaş ortalamaları 46 ± 8,48 (32-66) yıl ve hizmet süresi de 22,50 ± 8,57 ( 8- 43 ) yıl olarak belirlenmiştir. Katılımcıların %67,7’si (n=88) kimyasal kastrasyon uygulamasını bir ceza yöntemi olarak görmektedir. Uygulama ile cinsel suç mağduru olanların haklarının öncelendiğine katılanların oranı %48,4’tür (n=63). Katılımcıların %42,3’ü (n=55) uygulamanın yan etkilerin görmezden gelinebileceğini ifade etmektedir. Uygulamanın Türkiye’de olması gerektiğine katılanların oranı %48,5’tir (n=63). Bu uygulama kapsamında cinsel suçların önlenmesinde ve toplum güvenliğinin sağlanmasında kadın ve çocukların eğitiminin şart olduğuna katılanlar %12,3 (n=16) iken eğitimi bir şart olarak görmeyenlerin oranı %86,9’dur (n=113). Katılımcılar %56,1’i uygulamanın toplumun korunması için bir tedbir olduğuna katılırken diğer taraftan toplum vicdanını rahatlatmadığını da ifade etmektedirler (%48,8). Ancak kişiyi suça yönelten etkenlerin araştırılması ve etkene yönelik stratejilerin geliştirilmesi gerektiğine katılım oranı da %66,9’dur (n=87). Sonuç: Katılımcılar kimyasal kastrasyon uygulamasını salt bir ceza olarak değerlendirmektedir. Bununla birlikte uygulamanın toplum vicdanını rahatlatmadığı, mağdur açısından önemli bir adım ancak yetersiz bir uygulama olduğu ifade edilerek saldırgan davranışla mücadelenin sadece kadın ve çocuk eğitimiyle halledilemeyeceği, özünde şiddetle mücadele olduğu vurgulanmıştır. Katılımcılar uygulamaya toplumsal yarar açısından bakarken kendi yükümlülüklerinin ihlali ile karşı karşıya kalabilmektedir. Cinsel suçlar gün geçtikçe daha fazla halk sağlığı sorunu olarak kabul görürken kadın ve çocukların hem cinsel sağlığı hem de temel cinsel özgürlük hakkı tehlike altında kalmaktadır. Bu süreçlerin aşılabilmesi için yasa koyucu ve politika yapanlar için multidisipliner bir bakış açısı ve eylem planı kaçınılmazdır. Çünkü cinsel suçlu hem kişilik hem sosyo-kültürel hem de işlediği suç türü ve etki alanı açısından farklılık arz etmektedir.

Anahtar Kelimeler: Kimyasal Kastrasyon, Cinsel Suçlu, Cinsel Şiddet, Kadın –Çocuk Sağlığı


 


Keywords: