2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi

2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi Yıl:2017  Sayı: 2  Alan: Kongre

Ayşe YÜCESAN, Funda ASLAN
GEBELİK DÖNEMİNDE KADINA YÖNELİK AİLE İÇİ ŞİDDET
 
Kadına yönelik şiddet tüm toplumlarda olduğu gibi Ülkemiz ’de de yaygın olarak görülen bir halk sağlığı sorunudur. Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması’na göre kadınların %36’sının fiziksel şiddete, %12’sinin cinsel şiddete, %30’unun ekonomik şiddete maruz kalmaktadır. Kadın yaşamının önemli dönemlerinden biri olan, fizyolojik ve duygusal değişimlerin yaşandığı gebelik döneminde maruz kalınan şiddet, hem kadının hem de fetüsün sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Amaç: Bu çalışmada, gebelik döneminde yaşanan kadına yönelik şiddetin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: Konuyla ilişkili "kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet, gebelik, hamilelik” anahtar kelimeleri ile PubMed ve Google Akademik veri tabanlarından literatür taraması yapılmıştır. Bulgular: Yaşamın herhangi bir döneminde başlayan eş şiddeti gebelik döneminde de kadın sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması’na göre ülkemizde kadınların %8’i gebeliği sırasında fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Gebelikte yaşanan travmalar incelendiğinde şiddete maruz kalma, merdivenden düşme ve trafik kazasından sonra 3. sırada yer almaktadır. Literatürde gebe kadınların %6-%26,5’inin fiziksel şiddete, %52-%57,9’unun duygusal şiddete, %8-%32,5’inin cinsel şiddete ve %29-%31’inin ekonomik şiddete maruz kaldığı belirtilmektedir. Bazı şiddet içeren davranışlar ise kadınlar tarafından şiddet olarak nitelendirilmemektedir. Bu bağlamda değerlendirildiğinde gebe kadınların daha fazla şiddete uğradığı düşünülebilir. Kadının herhangi bir şiddet türüne maruz kalması genellikle diğer şiddet türlerine maruz kalmayı da beraberinde getirmektedir. Fiziksel şiddete uğrayan kadınların %95,8’i duygusal şiddete, %40,4’ü ekonomik şiddete, %21,7’si cinsel şiddete de maruz kalmaktadır. Gebelik öncesi dönemde şiddet görme gebelikte şiddet görme riskini artırmaktadır. Şiddet gören kadınların %1.4-%18,5’i gebelik döneminde de fiziksel veya cinsel şiddet gördüğünü, birden fazla gebeliği olanların %16.6’sı daha önceki gebeliklerinde de fiziksel şiddete uğradığını, çoğu şiddetin gebelikte azaldığını, ancak mevcut gebeliğinde şiddet yaşayanların %85,7’si doğumdan sonra da şiddetin devam ettiğini belirtmektedir. Öte yandan, evlenme yaşının küçük olması, görücü usulü ile evlenme, düşük gelir, eğitim düzeyinin düşük olması, geniş aile yaşantısı, alkol kullanımı ve istenmeyen gebelikler gebelikte şiddet ile ilişkili faktörlerdendir. Özellikle istenmeyen gebelik öyküsü erkekler tarafından en fazla şiddet uygulama nedeni olarak gösterilmektedir. Gebelik döneminde görülen şiddet, annenin fiziksel ve psikolojik sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Kendiliğinden düşük, vajinal kanama, preeklampsi, yüksek tansiyon, maternal kortizol yüksekliğinin yanı sıra depresyon ve anksiyetenin şiddet ile ilişkili olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, şiddet sadece annenin değil fetüsün de sağlığını olumsuz olarak etkilemekte, neonatal komplikasyonlar, erken doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek ve ölü doğum gibi sonuçlara neden olabilmektedir. Özellikle gebelikte şiddet yaşayan kadınlar prematür doğum açısından daha riskli grupta yer almaktadır. Anne ve fetüs açısından riskleri düşünüldüğünde gebelikte şiddetin önlenmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle birinci basamakta çalışan ve düzenli gebe izlemi gerçekleştiren hemşireler birincil, ikincil ve üçüncül önleme kapsamında müdahalelerini gerçekleştirmektedir. Hemşireler, riskli grupların belirlenmesi, şiddetin ve olası sonuçlarının önlenmesinde oldukça kritik role sahiptir. Ancak, sağlık profesyonelleri gebelikte şiddeti bir sağlık sorunu olarak tanımlamasına rağmen, çoğu şiddet belirtilerini tanılamada kendisini yeterli görmediğini ve yeterli ölçüde müdahale edemediğini belirtmektedir. Sonuç: Gebelik döneminde yaygın olarak görülen kadına yönelik şiddet hem anne hem de fetüsün sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Doğum öncesi dönemde birinci basamakta çalışan ve gebe izlemi yapan hemşireler tarafından risk gruplarının değerlendirilmesi ve şiddeti belirlemeye yönelik taramalar yapılması önerilmektedir. Ayrıca tüm sağlık çalışanlarının yeterliliklerinin artırılmasına yönelik şiddete ilişkin eğitim programları düzenlenmelidir.

Anahtar Kelimeler: Kadına Yönelik Şiddet, Gebelik, Hemşire


 


Keywords: