2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi

2. Uluslararası Kadın Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Kongresi Yıl:2017  Sayı: 2  Alan: Kongre

Serap BALCI, Işıl AR
EBEVEYN-BEBEK BAĞLANMASI VE ÖNEMİ
 
Bağlanma, bir bireyden özel bir kişiye karşı gelişen duygusal bir bağdır. John Bowlby (1956) tarafından geliştirilen bağlanma kuramı, yaşam boyu süren psikolojik, sosyal ve kişilerarası gelişim kuramıdır. Bağlanma kuramına göre; bebeğin ilk yıllarında bir veya daha fazla kişiye güvenli bir bağlanma ilişkisi geliştirmeyi başaramaması, sonraki yaşamında ve yetişkinlikte yakın ilişkiler kurma yeteneğini azaltmaktadır. Bebeklik dönemi çocuğun, fiziksel, zihinsel ve duygusal yönden hızlı gelişim gösterdiği bir dönemdir. Bu nedenle sadece fiziksel gereksinimlerinin giderilmesi değil zihinsel ve duygusal gelişimin de sağlanması gereklidir. Bebeklik döneminde bağlanma gebelik sürecinde başlar. Gebelikte fetüsün annenin duygularına yanıt vermesi, annenin ise karnına dokunarak bebeğini hissetmesi, ultrasonografide fetüsü görmesi bağlanmanın temelini oluşturmaktadır. Doğumdan sonraki ilk karşılaşmada anne veya babanın bebeğine dokunması, göz göze temasa girmesi, kucağına alması, bakımına katılması, bebeğini incelemesi ve onunla konuşması ilk ebeveynlik davranışı olarak kabul edilmektedir. Ebeveynlerin bu davranışlarına karşılık bebeklerinde; anneyi emmek isteme, sesler çıkarma, göz kontağı kurma, gülümseme, yakın fiziksel temas süresince anne-babasının vücuduna uyum sağlama gibi bazı işaretlerle karşılık vermesi beklenir. Bu dönem bağlanmanın en yoğun yaşandığı dönemdir. Amaç: Bu derlemede; ebeveyn-bebek arasındaki bağlanma davranışlarını etkileyen faktörleri ve sağlık çalışanlarının rolünü ortaya koymak amaçlanmıştır. Kapsam: Çalışma; ebeveyn, bebek, bağlanma gibi anahtar kelimeleri kullanılarak yapılan literatür taraması sonucu derleme şeklinde hazırlanmıştır. Yöntem: Bu çalışmanın konusu ile ilgili literatür taraması yapılmıştır. Etik kurul ve kurum izni gerekmediği için alınmamıştır. Bulgular: Ebeveyn bebek arasındaki olumlu ilişkiler bebeğin güvenli bağlanma geliştirmesine neden olacaktır. Güvenli bağlanma geliştiren çocukların; yaşıtlarına göre sosyal becerilerinin yüksek, olumlu duygulanımlarının daha fazla olduğu, yetişkinlerle işbirliği ve uyum içerisinde bulunabildikleri görülmüştür. Güvensiz bağlanma geliştirmeyen çocukların ise sosyal izolasyona eğilimli, sinirli, rahatsız, huzursuz, akranlarına ve öğretmenlerine karşı saldırgan, uyumsuz, depresif, imgeleme gerektiren oyunlarda başarısız oldukları ve sorumluluklarını yerine getiremedikleri gözlenmiştir. Erken dönemde anne – bebek ilişkisinin başlatılmasının maternal bağlanma davranışlarını olumlu yönde arttırdığı belirtilmektedir. Bebeğine masaj uygulayan annelerin ve babaların bebeklerini daha olumlu algıladıkları, postnatal depresyon düzeylerinin azaldığı görülmüştür. Anne ve babanın bebeği görmelerine, kucaklamalarına, beslenme ve bakımına katılmalarına izin verilmelidir. Bebek yoğun bakıma alınsa dahi anne-bebek ilişkisinin kesilmemesine özen gösterilmelidir. Yoğun bakım ünitesinde ise bebeklerinin görünümü ve bağlı olan tüm cihazlar hakkında ebeveynlere bilgi verilmelidir. Duygularını ifade etmeleri desteklenmeli ve ebeveynler dinlenmelidir. Özellikle primipar annelere uyum döneminde bakım konusunda destek olmalıdır. Bebekte konjenital bir anomali varsa ebeveynlerin dikkati bebeğin olumlu yönlerine çekilmelidir. Örneğin; “bebeğinizin gözleri çok güzel” ya da “bakın minicik elleriyle parmaklarımı nasıl kavrıyor”gibi. Taburcu olurken anne-baba-bebek ilişkisinin sürdürülmesinin önemli olduğu açıklanmalıdır. Annelere verilen prenatal eğitimin prenatal bağlanmayı pozitif yönde etkilediği bulunmuştur. Bu nedenle doğum öncesi dönemden itibaren ebeveynlere bebek bakımına yönelik eğitimler verilmelidir. Sonuç: Tüm sağlık çalışanlarının yaklaşımı ebeveyn bebek etkileşimini arttırmayı sağlayacak şekilde olmalıdır. Bunun için; gebelik süresince, doğumda, doğum sonrası iyi bir öykü almalı, anne ve babayı hastanede ve taburculuk sonrası izlemlerde gözlemeli, doğum sonrası dönemde, ebeveyn –bebek ilişkisi ile ilgili kayıt tutmalı, emzirmeye doğumdan hemen sonra başlayarak, desteklemeli, anne ve bebek arasındaki ten temasını sağlamak amacıyla kanguru bakımı yapmalı, erken dönemde anne-bebek ilişkisini başlatmalıdır. Doğumdan sonraki ilk karşılaşmada annenin bebeğine karşı gösterdiği davranışlar, daha sonraki dönemde anne bebek arasındaki bağlanma süreci hakkında önemli ipuçları vermektedir. Hemşireler, bebeğin doğumuyla beraber annelerin bebeklerine karşı gösterdikleri yaklaşımı sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmelidir. Doğum sonrası dönemde ebeveyn-bebek ilişkisini değerlendirebilmek için düzenli gözlem yapmalı, bağlanma süreci ile ilgili izlenimlerini kaydetmeli, bağlanmanın bebeğin gelişimi yönünden önemli olduğunu unutmamalı ve ebeveyn-bebek ilişkisi sürecinde uyanık olmalıdırlar.

Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Ebeveyn, Bebek, İlişki


 


Keywords: